Rüyamda köy gibi bir yerdeydim. Dereden doğru su yükselmeye başladı ve hemen olduğum tepeye kadar ulaştı ama boğulmadım boynumu aşmadı. Daha sonrasında uyandım ve sabah namazı vaktiydi, namazımı kılıp tekrardan yattım.
Evimizin yanındaki yeşillikte yürüyorum birden uçmaya karar veriyorum hafiften havaya zıplayarak ayaklarımı sallıyorum ve uçuyorum. Okulumun yanına gitmek istiyorum biraz uçuyorum sonra okulumda oluyorum. Denizin üstünden uçmak istiyorum biraz uçuyorum sonra aniden denizin üstünde uçuyorum. Bizim bina ile komşu binanın çatısının arasından geçiyorum. Köydeki evimize gitmek istiyorum ve orda oluyorum orada da uçuyorum. Rüyam böyle devam ediyor.
Kendimi köy gibi bir yerde tanımadığım bir evde minderler üzerine oturmuş, tırnaklarıma oje sürerken gördüm. Tanımadığım iki kadın bana bir şeyler söylediler, ne olduğunu hatırlamıyorum. Sonra dışarı çıktım toprak kırmızıydı, bulutlar vardı dönemeçli yollar… Kalabalık gördüm; halamı ve çocuklarını… Daha sonrasını çok hatırlamıyorum.
Ayağımda çamurlu siyah ayakkabılar vardı. Ayakkabılar öğrenci ayakkabısı gibi bir şeydi. Ayakkabıları temizlemek için beyaz bir ayakkabı boyasıyla küçük bir sünger kullanarak boyadım ama ayakkabılarım beyaz olmadı siyah ve tertemiz oldu. Sonra eski köy odası gibi bir yere gidiyorum. Burda kadınlar var ve ne olduğunu hatırlamıyorum ama sonra kadınlarla birlikte ben de odadan çıkıyorum. Binanın bahçesinde orta büyüklükte bir havuz var, aslında mekan köy gibi bir yer ama havuz villa bahçelerindeki havuz gibi. Bir iki kişi içinde yüzüyor ama yüzlerini tam göremedim.
Rüyamda ailemle birlikte minibüse binmişiz ve köyden yakınımızdaki bir kasabaya doğru gidiyoruz. Yolda bir köprüye geliyoruz ve köprüye yaklaştığımızda birden köprünün önünde bekleyen bir aslan ve koç görüyoruz. İlk önce aslan bize doğru koşmaya başlıyor, minibüs şoförü hemen geri geri gitmeye başlıyor, sonra aslan duruyor ve koç koşmaya başlıyor bize doğru. Biz köy yoluna kadar minibüsle kaçtıktan sonra iniyoruz ve koşarak kaçmaya devam ediyoruz. Köyün girişinde anneannemin evi var ve oraya giriyoruz hemen. Oldukça kalabalığız ve ben herkese sessiz olmasını ve perdeleri kapatlamarını söylüyorum. Ev tamamen insanla doluyor ve çok korkuyoruz. Hayvanlar aç kaldıkları için insanlara saldırıyorlarmış. Sonra dışarda da insanlar birikiyor ama evde hiç yer kalmadığı için onları eve alamıyoruz. Sonra bir tane delikanlı ahırı farkediyor ve kimseye farkettirmeden oraya giriyor. Ama içeri girince birden 2 tane dev fareyi farkediyor, kocaman dişleri olan ve hemen kaçmaya çalışıyor ama fareler ona saldırıyor. Orada da uyandım.
Bir köydeyiz köye haber gelmiş ölüm gelecek, herkes ölecek diye. Herkes ölüme hazırlanıyor. Ben ise ölümü beklemem ben kaçıyorum deyip arkama takılan bikaç kişiyle bir arabayla köyden çıkıyorum. Yol gittikçe biz farklı sebeblerle arabadaki kişiler teker teker ölmeye başlıyorlar. Araba giderken arkaya bir bakıyorum ardımızdaki yol bitmekte sonsuzluk olmakta. İşte o an korkuyorum ve diyorum ki “-Keşke köyde durup huzurla ölümü bekleseydim, şimdi ne zaman ve nasıl öleceğimi bile bilmiyorum.” diyorum… Rüya bir kazayla bir anda bitiyor.
Rüyamda kıtlık zamanı gibi bir zaman ve kimsede ekmek su yok, benim evde 2 tane ekmek var ve gelenlere birer parça da olsa veriyorum. Herkesin suları kesik ama benim evdeki musluktan azda olsa sızıntı şeklinde su akıyor ve ben bu suyu da bir kaç çoçuğa içirdim. Köy gibi bir yer sanırım dışarı sonbaharı anımsatıyor, harmanların hasat sonrasındaki gibi tarlalarda sapları kalmış. Yorumlarınızı bekliyorum, saygılar.